|
Tarımsal iş geliştirme (agro business) ve yatırım planlaması konularındaki sorularınızı ve bu köşede yayınlanmasını istediğiniz konuları
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresine iletebilirsiniz. Köşe sorumlusu: Mehmet AYDINBELGE Yabancı Yatırımcılar için Türkiye’deki Tarımsal Yatırım Potansiyeli Tunç Deniz ŞENSOY Ülkemizdeki Tarımsal Üretim Alanına Yönelik Yabancı Yatırımcıları Çekme Aracı Olarak Tarımsal Yatırım Havzaları Kurulmasının Önemi: Dünyadaki tarımsal ürünler pazarı incelendiğinde bu pazarın iki önemli tedarik sistemine sahip olduğu göze çarpmaktadır. Bu sistemlerden birincisi çok büyük tarımsal arazi kaynaklarına sahip ülkelerde binlerce dekarlık arazilerde yapılmakta olan mono-kültür tarımsal üretim yapan tedarik sistemleridir. Güney Amerika ve adalar bazlı muz, kahve, şeker üretimi; Güney ve Kuzey Amerika ve Avustralya kaynaklı et ve süt ürünleri; Afrika kaynaklı süs bitkileri ve çiçek üretimi; Kuzey Amerika kaynaklı pirinç, pamuk, tahıl, soya üretimi bu tür tedarik sistemlerine en iyi örneklerdir. Bu tedarik sistemleri ölçek ekonomileri ve düşük işçilik maliyetleri ve yüksek düzeyde mekanizasyon ve sübvansiyonlu tarımsal ürün ihracat sistemleri nedeniyle çok önemli fiyat avantajlarına sahiptir. Örneğin; 17 kg'lık bir muz kolisinin liman teslim fiyatı 1,75-3 ABD$ arasında değişmektedir. ABD hükümeti, ABD'den satın alınacak pamuk, buğday, soya ve mısır için 5-7 yıl arası vade ve %2’lere kadar düşen faize sahip GSM tarımsal ihracat kredileri ve önemli ihracat primleri sağlamaktadır. Sonuçta bu ürünlerin Mersin Serbest Bölge teslim fiyatları, bazen ülkemizde tarlada toplanmadan oluşan fiyatlardan bile uygun olmaktadır ve uzun vadeli kredilerle teslim edilmektedir. İkinci tedarik sistemi ise özellikli ve kaliteli tarımsal ürünler üreten ve özellikle gelişmiş ülkeler ve üst gelir gruplarına yönelik olarak kaliteli ve lezzetli tarımsal ürünler sağlayan tedarik sistemidir. Ülkemizdeki tarımsal üretim kaynaklarının yapısı (GAP Bölgesi hariç) daha çok bu tür tedarik sistemine uygundur (Arazi mülkiyet yapısı parçalı ve işletme büyüklüğü küçük ve kısa coğrafi mesafelerde agro-ekolojik koşulların olağan üstü farklılık göstermesi). Bu nedenle; ülkemizin tarımsal ürün ihracatına yönelik olarak oluşturulacak stratejilerden en mantıklısı, REPETE ürün grubu olarak adlandırılan 1.Grup Tedarik Sistemlerinden alınan ürünlerin talep patlaması nedeniyle daha az miktarlarda ve pazara yakın olarak üretilmesi için yapılan üretilerek satılması ve butik üst gelir grubuna yönelik özellikli tarım ürünlerin az miktarda ve nispeten düşük maliyetle üretilerek satılmasıdır. Ülkemiz hızla büyüyen Rusya pazarı ve özellikle halkı Müslüman olan Ortadoğu ülkelerinin talep ettiği tarımsal ürünlerin üretimi için bu pazarlara kültürel ve coğrafi olarak en yakın ülkedir. Bunun yanı sıra ülkemizin kendisi de tarımsal ürünler için önemli bir potansiyel pazardır. İşte bütün bu özellikleri ile ülkemiz yabancı yatırımcılar için özellikle katma değer sağlayıcı alanlarda (damızlık hayvan, tohum, fide, fidan, depolama, lojistik, anlaşmalı çiftçilik, gıda ürünleri üretimi, işleme ve paketleme vb.). Örneğin ülkemizde sadece gelecek beş yıl içinde süt ve et işleme alanında artacak olan iç pazar talebini karşılamak için süt ve et üretim ihtiyacını karşılayacak sığır sürülerini iyileştirmek ve daha sonra da bu sürüleri yenilemek için yapılması gerekli yatırım miktarının milyarlarca Avro'yu aşacağı bir gerçektir. Yine yaş meyve ve sebze alanında; bahçe tesisinden soğuk zincirin oluşturulmasına kadar birçok sahada önemli yatırımlar yapılması gereklidir. Ülkemiz öncelikle yatırım malları açısından önemli bir pazar olduğundan, birçok gelişmiş ülke makine ekipman üreticileri açısından önem taşımaktadır. Bu ülkelerdeki makine ekipman üreticileri ülkemizdeki tarımsal yatırım malları pazarında söz sahibi olmak için ülkemizdeki tarımsal üretim sektöründe de söz sahibi olmanın gerekli olduğunu anlamışlar ve ülkelerindeki resmi kurumları kendi ülkelerindeki tarımsal girdi (damızlık, tohum, fide, gübre vb.) üreten ve tarımsal ürün işleyen ve pazarlayan firmaları ülkemize yatırım yapmaya teşvik etmeleri için ikna etmeye başlamışlardır. Bunun yanı sıra, ülkemizi önemli tedarik merkezi olarak gören Rusya ve Ortadoğu ülkelerindeki alıcılarda, ülkemizde tarımsal üretim, işleme ve lojistik alanında yatırım yapmak ve ortaklıklar kurmak için arayışa geçmiş bulunmaktadırlar. Bütün bu arayış çabalarının merkezini, en az 400 dekar arazide kurulacak olan, çekirdek tarımsal üretim, işleme ve lojistik merkezleri oluşturmaktadır (Damızlık, tohum, fide, fidan ). Ancak ne yazık ki bu noktada ülkemiz uluslararası yatırımcılara sağlıklı alternatifler sunamamaktadır. Ülkemize tarımsal üretim, işleme ve lojistik alanlarında entegre (özellikle komple değer zinciri oluşturmak) yatırım yapmak maksadı ile gelen yatırımcılara istenen hizmet sağlanmasında önemli güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Yatırımcı, ya ürün işlemek için bir organize sanayi bölgesinde yer bulmakta, çevresinde üretici bulamamakta veya üretici bulmakta; damızlık, tohum, fide, fidan sağlayacak işletme ve/veya lojistik merkezi kuracak arazi bulamamaktadır. Bütün bunlara ilave olarak seçilen bölge ile ilgili nüfus, tarımsal üretim yapısı, agro-ekolojik veriler, insan kaynakları potansiyeli başta olmak üzere yatırım kararı ve planlaması ile ilgili verileri edinmekte çok önemli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bu nedenlerle yukarıda açıkladığımız yabancı yatırımcıların ülkemizde tarımsal yatırıma yönelik var olan bu potansiyel ilgisini bir an önce hayata geçirebilmesi için; bu tarımsal yatırımcılara hayvancılık, meyvecilik ve sebzecilik alanında entegre yatırım için gerekli tüm imkanları (özellikle resmi izin ve ruhsatlar ve veriler açısından) hazırlanmış Örnek Tarımsal Yatırım Havzalarının oluşturulması öncelikli amaç olmalıdır. Burada özellikle yabancı yatırımcıların temel ihtiyacı olan tarımsal arazi ihtiyacın hızla karşılanması için hazine mülkiyetinde olan araziler tespit edilerek yabancı yatırımcıların bu arazilerde örnek tarımsal üretim tesisleri kurabilmesi her türlü izin, ruhsat ön tahsis işlemleri ve gerekli alt yapının getirilmiş olması çok önem taşımaktadır. Yabancı yatırımcı yatırım araştırması için bölgeye geldiğinde, o bölgenin tarımsal yapısı ile ilgili her türlü güncel veriye hızla ulaşabilmeli ve yatırım kararını aldıktan sonra da en geç 3 ay içinde tarımsal üretim yatırımına başlayabilmelidir. Bu koşullar sağlanmadan ülkemizde kırsal alanda yabancı yatırımcıların kısa sürede önemli tarımsal üretim yatırımları gerçekleştirmelerini beklemenin gerçekçi olmadığı apaçık ortadır. Tarımsal Yatırım Havzaları Projesi Teklifi Böyle bir proje ile ülkemizde hayvancılık, meyvecilik, sebzecilik başta olmak üzere ana tarımsal üretim alanlarında tarımsal üretimin yaygın olduğu havzaların belirlenmesi ve bu havzalar içinde yabancı yatırımcıların yatırım yapmaları için kullanıma hazır tarımsal yatırım parsellerinin oluşturulması sağlanabilir. Bu kapsamda öncelikle; süt inekçiliği, et inekçiliği, koyunculuk, keçicilik, kabuklu meyvecilik, bağcılık, meyve suyuna yönelik meyvecilik, sebzecilik, seracılık, doğa ve kırsal turizm alanlarında; yatırıma uygun 10 adet tarımsal yatırım havzası oluşturulabilir ve bu havzalara yabancı yatırımcı çekilebilir. Projenin tamamlanma süresi 12 ay, çekilmesi hedeflenen yabancı yatırımcı sayısı 20, yatırım miktarı 60 milyon AVRO, oluşturulacak kalıcı istihdam miktarının ise 800 civarında olması hedeflenmektedir. Proje kapsamında yapılacak olan yatırımların tek başına üreteceği ortalama katma değer 100 milyon AVRO’dan fazla olacaktır. İlgili katma değer tutarının kurulacak tesisleri tamamlayıcı işleme ve lojistik ve servis yatırımları ve anlaşmalı çiftçilik sistemi kapsamında üretmesi hedeflenen ortalama toplam katma değer miktarının 600 milyon AVRO’dan fazla olacağı beklenmektedir.
|